Gönüle Gönlüm Gönlüme Gönül Lazım

Gönülden gönlüne köprü olmaz dedi
Dinlemedim
Yalanda olsa bir şans istedim
Vermedi
Kalbinin kapılarını aç dedim
Duymazdan geldi
Başkalarına benzemem severim dedim
İnanmadı

Eh be gönül niye sevdim ki seni…

Unutulmadan Unutmak Sevilmeden Sevmek

Sevmeden önce sevilmeyi öğreneceğim
Ağlamaktan çok gülmeye özeneceğim
Güzelliğine değil kalbine bakacağım
Unutacağı günü düşünüp
Kalbimi dinlemeyeceğim
Gideceği günü hayal edip
Sevmekten yine vazgeçeceğim…

Uyumak ve Unutmak

Uyumak istiyorum uyumak
Hayatı kederi unutup yine uyumak
Hiç uyanmamak
Hayallerimi arzularımı kenara bırakıp uyumak ve unutmak…

Sevmekten uzaklaşmak
Sevilmeye yaklaşmamak
Sevgiden ve gönül den uzak durmak
Sevgisizliğin , sessizliğin ve sensizliğin içinde kaybolmak…

Yıllar sonra sevmeyi yeniden deneyen birinin hüsranla biten ya da bitirilen başlamamış AŞK hikayesi

Kaderiyle şans oyunu oynayıp hayatını riske atan
Sevmenin ne anlama geldiğini öğrenirken
Gönlünü gönül’e kaptıran…

Gönlünün söylediklerine kulak verip gönlünün yeni sahibine seslenirken de düşüp kalbini inciten ve yardım isteyen gözü yaşlı ressamın uzattıığı eli tutmayan bir kalp hırsızından başka biri değil di gönül..

Ressam, gönlünü kaptırdığı gönül’ün güzelliğine değil güzelliğinin için de saklı olan pırlantaya hayran olmuştu. Yüreğinin saflığı ve temizliği , ressamın uzaktan gördüğü o fotoğrafdaki masum gözlerine yansımıştı…

Bize mutluluğun resmini çiz sana gönül’ü bulup getirelim deseler di; alırdım kalemi mi elime önce bir nokta yapardım altınada virgül’ü koyardım ki benim için mutluluğun ve beraberliğin resmi budur der gönlümün sahibini alır uzaklara götürürdüm…

Başımı yastığa her koyuşumda ertesi gün olacakları değil tek bir gönül’ü düşünmek kadar güzel birşey olamaz dı heralde. Gönül gönül göz yaşlarımı silecek ne bir el var ne de mendilini uzatan bir gönül…

Gönül’ü bazen anlamayan
Gönül’le ters düşen
Gönül’e gönlüne söz geçiremeyen
AmA gönül’ü ve gönlünü çok seven biriydi bu satırları yazan…

Yıldızların Arasında

Baharın sonlarına doğru, yalnızlığımın ise tam ortasında  Aşk’ın en dibe vurduğu bir tarihti o gün.
Kapı gıcırdamalarının duyulduğu, karıncaların asma köklerini istila ettiği ve bitmek tükenmek bilmeyen senaryoların son bulduğu bir günün konuşmalarıydı….

Akşamın karanlığında cevaplanan telefon, efendim diye başlayan sözler ve iki yıldız arasında ki ayı izle diye biten konuşmadan öteye gitmedi…